Tony Blair (6 Mayıs 1953, Edinburgh, İskoçya doğumlu), 1997-2007 yılları arasındaki dönemde Birleşik Krallık başbakanı olarak görev yapmış Britanyalı İşçi Partisi lideri. Blair, 1812 yılından beri Birleşik Krallık’ta başbakanlık yapan en genç siyasetçi ünvanına sahiptir. Bunun yanı sıra İşçi Partisi’nin en uzun süre görevde kalan lideridir. Ek olarak Margaret Thatcher’dan sonra başbakanlık makamında en uzun süre kalan ikinci isimdir.
Yaşamı ve Siyaset Hayatı
Avukat bir babanın oğlu olarak hayata gözlerini açan Tony, Edinburgh’daki Fettes Koleji’ndeki eğitiminden sonra Oxford Üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. Gençlik yıllarında dindar bir kişi olarak öne çıksa da onun bu özelliği daha sonra müziğe kaymıştır. Gençliğinde siyaset ile ilgilenmemiştir. Eşi Cherie Booth ile evlendikten sonra siyasete atılmıştır. 1975 yılında Oxford’daki tahsilini tamamladıktan sonra avukat olarak baroya kaydolmuştur. Mesleğinin ilk yıllarında çalışma ve ticaret hukuku alanında uzmanlaşırken İşçi Partisi ile tanışmış ve siyasete yavaş yavaş girmeye başlamıştır. 1983 yılında İngiltere’nin eski bir madenci bölgesi olan Sedgefield’dan Avam Kamarası’na İşçi Partisi listesinden girmiştir.
Blair’in siyasete girdiği dönem, Muhafazakâr Parti’nin güçlü olduğu ve İşçi Partisi’nin üst üste dört genel seçim kaybettiği bir döneme denk gelmiştir. 1988’de İşçi Partisi’nin gölge kabinesine giren Blair, partiyi siyasi merkeze taşımayı ve devlet kontrolüyle ekonominin belirli sektörlerinin kamulaştırılmasına yönelik geleneksel ideolojiyi bir kenara bırakmış yenilikçi fikirleri benimsemiştir. 1992 senesinde John Smith’in İşçi Partisi genel başkanı olmasıyla birlikte Tony Blair İçişleri Bakanı olarak atanmıştır. 1994’te genel başkan Smith’in ani ölümü sonrası Blair parti içerisinde genel başkanlık yarışına girmiş ve %57 oyla parti genel başkanlığı makamına oturmuştur. Parti içerisindeki oyların çoğunu alması ve en yakın rakibi Gordon Brown’u ekarte etmesi sürpriz olarak karşılanmıştır.
İşçi Partisi Genel Başkanı olarak seçildikten sonra parti tüzüğünün çok tartışılan 4. maddesini değiştirmiştir. Değiştirilen bu madde özel sektördeki kamulaştırmayı savunan bir madde olarak biliniyordu. Blair kamulaştırma politikasına karşı bir siyasetçiydi. Bu kapsamda sendikalarla olan bağlarını her geçen koparmış onlarla olan ilişkilerini azalmıştır. 1997 senesine gelindiğinde ise Muhafazakâr Parti’ye karşı ezici bir zafer kazanarak başbakanlık koltuğuna oturmuştur.
Başbakanlık Dönemi
İlk Dönem
Blair, İşçi Partisi tarihindeki en büyük çoğunluk olan 179 sandalye ile başbakanlık makamında göreve başlayınca hükümet görüşünü ”Üçüncü Yol” adını verdiği bir yaklaşımla açıklamıştır. Bu yaklaşıma göre demokrasi denen şey küresel piyasa ekonomisinin zorluklarına adapte olmalı ve vatandaşlar zamanın büyük devrimlerine adapte olmalı. Ekonominin başına İşçi Partisi genel başkanlık seçimlerindeki rakibi Gordon Brown’u getiren Blair, İngiltere Merkez Bankası’na hükümetin onayı olmadan faiz oranlarını belirleme yetkisi de vermiştir. Ayrıca İskoçya ve Galler’de bölgesel parlamentoların kurulmasına yönelik referandum düzenlemiş ve Kuzey İrlanda ile barış anlaşması müzakerelerinin başlangıcına destek olmuştur.
İkinci Dönem
Blair, 2001 senesinde tekrar başbakanlığa seçilmiş ve ikinci dönemine başlamıştır. Bu dönemde uluslararası ilişkilere daha çok önem vermiştir. 11 Eylül 2001’de Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan ikiz kuleler terör saldırılarından sonra Afganistan’da Taliban rejiminin düşmesi için kurulan ortaklıklara tereddüt etmeden girmiştir. Bu kapsamda dönemin ABD Başkanı Georger W. Bush ile daha da yakınlaşmıştır. 2003 yılında ABD’nin Irak’a askeri müdahalesine de destek veren Blair, bu tutumu ile hem kamuoyundan hem de parti içi muhaliflerinden çok sert eleştiriler görmüştür.
Üçüncü Dönemi ve İstifası
2005’teki seçimlerden de zaferle çıkan Blair, üçüncü kez başbakan seçilmiştir. Artan parti içi muhalefet ve kamuoyu baskısı nedeniyle görev süresi bitmeden 2007 senesinde istifa etmiştir. İstifa ettikten sonra Ortadoğu Dörtlüsü denilen yapının başına özel temsilci olarak atanmış ve 2015 yılına kadar bu görevini yürütmüştür. Ortadoğu Dörtlüsü denilen bu yapıda ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve Birleşmiş Milletler bulunmaktadır. 2010 yılında çıkardığı A Journey isimli anı kitabından Irak Savaşı’nda ABD’ye verdiği destekten pişman olmadığını da dile getirmiştir. Ayrıca Blair bu kitabında Türkiye hakkında da notlara yer vermiştir. Avrupa Birliği zirvelerinde Recep Tayyip Erdoğan hükümeti ile çalıştığı dönemden bahsederken, Türkiye’nin laik yapısına ters düşen İslamcı bir partinin iktidarda olduğunu dile getirmiştir. Ancak Erdoğan ve dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü mantıklı ve ileri görüşlü liderler olarak değerlendiriyor.
